İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor

İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kurallarının yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye iş dünyası yeşil dönüşümde vites yükseltiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kuralları yeniden şekillenirken, Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirlik yatırımlarına yönelik artan yatırım iştahı ve dönüşüm kapasitesine duyduğu güvenle dikkat çekiyor.

Dünyanın en güçlü sürdürülebilirlik ağlarından biri olan World Business Council for Sustainable Development (WBCSD) tarafından her yıl yayımlanan ve iş dünyasının net sıfır rotasını çizen “Business Breakthrough Barometer” raporunda, bu yıl ilk kez Türkiye’ye özel derinlemesine analiz gerçekleştirildi.

SKD Türkiye’nin elektrik, inşaat, gıda, perakende, finans, içecek, kimya, endüstriyel ekipman ve havayolu gibi sektörlerden üye şirketlerin katılımıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye küresel ölçekte mercek altına alınan dört özel ülkeden biri oldu.

Küresel sonuçları 22 Haziran’da İngiltere’deki London Climate Action Week kapsamında dünyaya duyurulan raporun Türkiye’ye özel sonuçları ise 8 Temmuz’da düzenlenen Türkiye lansmanında açıklandı. İş dünyasının net sıfır stratejilerine ve iklim risklerine yaklaşımına ışık tutan rapor, Türkiye’deki şirketlerin yatırım iştahı, rekabetçilik, dayanıklılık ve uluslararası iş birliklerine yaklaşımını, küresel eğilimlerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş’ın ana konuşmacı olarak katıldığı Türkiye lansmanında açıklanan sonuçlar, COP31 öncesinde Türkiye iş dünyasının dönüşüm gündemine ilişkin önemli mesajlar ortaya koydu.

Araştırmada Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik dört önemli gösterge ortaya çıktı. Buna göre Türkiye’de;

1. Şirketlerin yüzde 79’u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamaya baktığımızda bu oran yüzde 54. Aradaki fark oldukça dikkat çekici.

2. Şirketlerin tamamı sürdürülebilirliği uzun vadeli rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ölçekte bu oran yüzde 92 seviyesinde.

3. Şirketlerin yüzde 72’si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalama ise yüzde 46.

4. Şirketlerin yüzde 97’si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor.

Türkiye, dönüşüm yatırımlarında küresel ortalamanın üzerinde

Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 79’u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 54 seviyesinde kalıyor. Aradaki bu dikkat çekici fark, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirliği artık bir maliyet unsuru olarak değil, rekabet gücünü korumanın ve yeni fırsatlar yaratmanın bir aracı olarak değerlendirdiğini gösteriyor.

Yatırım konusunda dikkat çeken bir diğer önemli veri de şirketlerin öngörülebilirlik beklentisi. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 72’si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 46. Bu veri, destekleyici tedbirlerin yatırım kararlarında etkili olduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan şirketlerin yüzde 97’si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Tüm bu bulgular, Türkiye iş dünyasının dönüşümün gerekli olup olmadığını tartışmadığını, dönüşümün daha hızlı, daha rekabetçi ve daha etkin nasıl gerçekleştirileceğini vurguluyor.

Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği riskleri yöneten bir gündem olarak görüyor

Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarının hangi motivasyonla yürüttüklerine bakıldığında, ilk sırada rekabet avantajı geliyor. Şirketlerin yüzde 100’ü sürdürülebilirliği uzun vadeli bir rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ortalamada bu oran yüzde 92’de kalıyor. İkinci sırada dayanıklılık ve risk yönetimi geliyor. Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirliği, küresel ortalamaya kıyasla çok daha güçlü biçimde risk yönetiminin ve iş sürekliliğinin bir parçası olarak görüyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 74’ü, küresel ortalamada ise yüzde 50’si dayanıklılık ve risk yönetimine öncelik veriyor.

Üçüncü sırada ise regülasyonlara uyum geliyor. Türkiye’de bu oran yüzde 67’iken, küresel ortalamada yüzde 51 seviyesinde. Bu da özellikle Avrupa Birliği ile entegre çalışan şirketlerin, değişen düzenlemeleri yalnızca bir uyum yükümlülüğü olarak değil, pazara erişimini ve rekabet gücünü korumanın önemli bir unsuru olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Buna karşılık müşteri talebi (yüzde 26) ve itibar/sosyal lisans (yüzde 19) gibi motivasyonlar daha geride kalıyor. Bu da Türkiye’de sürdürülebilirlik çalışmalarının şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve operasyonel sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla yürütüldüğüne işaret ediyor.

Türkiye iklim risklerine maliyet olarak bakıyor

Araştırmaya göre Türkiye iş dünyası, iklim risklerini ekonomik etkileri üzerinden değerlendiriyor. Şirketler açısından emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan maliyet baskısı ve pazara erişim ile rekabetçiliğin korunması gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu nedenle iklim risklerinin etkin yönetimi yalnızca çevresel etkileri azaltmak açısından değil, şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve rekabet gücünü koruyabilmesi açısından kritik önem taşıyor.

Dönüşümün maliyeti ve finansmanı öncelikli unsur

Türkiye’de şirketlerin yüzde 89’u dönüşüm sürecini yönetebileceklerine inanıyor. Küresel ortalamada ise şirketlerin yüzde 74’ü hemfikir. Bununla birlikte, Türkiye’de şirketlerin yüzde 42’si dönüşüm sürecinin daha belirsiz ilerleyeceğini düşünüyor. Küresel ortalamada bu oran yaklaşık yüzde 70’e çıkıyor. Bu da küresel iş dünyasında geçiş sürecinin belirsiz ilerleyeceği kaygısının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki şirketler ise dönüşüm sürecinin zorluklarını görüyor ancak kendi planlama kapasitelerine güveniyorlar. Bu aşamada geçiş maliyetinin nasıl yönetileceği, finansmanın nasıl sağlanacağı ve rekabetçiliğin nasıl korunacağı önem kazanıyor. Bu nedenle Türkiye’de geçiş riskinin daha çok ekonomik çerçeveyle ele alınması gerekiyor.

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırma sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi:

“Türkiye’nin bu yıl ilk kez Business Breakthrough Barometer kapsamında özel deep-dive ülke analiziyle yer almasına katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu araştırmayı değerli kılan en önemli özellik, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir gündem olarak ele almaması. Bize şirketlerin iklim dönüşümünü yatırım kararları, rekabetçilik, dayanıklılık ve risk yönetimi açısından nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Bu yıl Türkiye’nin sonuçlarını ilk kez küresel bulgularla karşılaştırma imkanına sahibiz. Bu sayede hem nerede olduğumuzu hem de hangi alanlarda küresel ortalamanın üzerinde performans gösterdiğimizi görebiliyoruz. Türkiye’de sürdürülebilirlik artık yalnızca bir niyet beyanı değil. Şirketlerin yatırım kararlarını, büyüme stratejilerini ve rekabetçilik anlayışını şekillendiren temel başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Bu da aslında Türkiye iş dünyasının dönüşüme bakışında önemli bir olgunlaşmaya işaret ediyor. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan ülkemiz açısından araştırmanın sonuçları güçlü bir referans niteliği taşıyor.”

Ediz Günsel, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dört alanı aynı anda yönetmesi gerektiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin bulguları güçlü bir yatırım iştahı olduğunu, bununla birlikte dönüşümü dört alanı aynı anda yöneterek hayata geçirmek zorunda olduğunu gösteriyor. Bir yanda yatırım ihtiyacı var. Şirketler dönüşüme kaynak ayırıyor ve bunu uzun vadeli büyüme kararlarının bir parçası olarak görüyor. Diğer yanda dayanıklılık var. İklim etkileri şirketler açısından maliyet, kaynak güvenliği ve operasyonel süreklilik meselesi haline gelmiş durumda. Bununla birlikte rekabetçilik de kritik bir konu. AB değer zincirleri, standartlar, pazar erişimi ve finansmana erişim; dönüşümün şirketlerin rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Ve son olarak iş birliği. Bu geçişin yalnızca şirketlerin kendi başına taşıyabileceği bir süreç olmadığı açık. Kamu politikaları, finansman mekanizmaları ve uluslararası uyum aynı yönde ilerlemeli. Dolayısıyla Türkiye’nin hikayesi, bu dört alanı aynı anda yöneterek dönüşümü uygulamaya, dönüştürmeye çalışan bir ekonomi hikayesi.”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, basın toplantısında yaptığı konuşmada şunları vurguladı:

“Bizim bir amacımız var: Daha yaşanabilir, daha adil, daha müreffeh bir dünya istiyoruz. Ev sahipliği yapacağımız COP31’i Türkiye’nin ve bölgenin ciddi bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bu bağlamda kamu kurumlarımızda çok ciddi hazırlıklar yürütüyoruz. İklim ve çevre bağlamındaki regülasyonların güçlenerek, kamu sistematiğinde sahiplenilmesiyle alakalı önemli bir adım atıyoruz. Sıfır Atık Vakfı’nın ana paydaşlarından biri olduğu Londra İklim Eylem Haftası’nda ortak görüşümüz, iş dünyasının iklim ve çevre süreçlerine güçlü bir şekilde dahil edilmemesi halinde, gerçek sonuçlar elde etmemizin mümkün olmadığıydı. Bunun için ortak çalışma kültürümüzü güçlendirmeliyiz. Dünyada iki farklı kutup var. Bir yandan elektrifikasyonu ve yeşil enerjiyle kalkınmayı konuşurken, diğer yandan elektriğe erişimi olmayan 800 milyon insanı desteklemenin yollarını da konuşmalıyız. İşte COP31’de biz bu iki kutbu da aynı masaya oturtmak istiyoruz.”

İş dünyasının COP31 sürecine etkin bir şekilde dahil olmasını istediklerini kaydeden Samed Ağırbaş, “193 ülkeden devlet temsilcilerinin Antalya’da buluşacağı COP31’de iş dünyasını, sivil toplumu ve akademiyi de sürece güçlü bir şekilde entegre etmeyi amaçlıyoruz. SKD Türkiye de önemli çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin bu yıl Business Breakthrough Barometer araştırmasına dahil edilmesi de önemli bir başlık. Başarılı bir COP toplantısı inşa etmek istiyorsak, başarılı bir dönüşüm, değişim inşa etmek istiyorsak, bu salondaki bütün bireyler ve bütün dinleyicilerimizle omuz omuza çalışmak zorundayız. Daha yaşanılabilir dünya için beraber çalışmalıyız” dedi.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

The post İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor first appeared on Kilis Egitim.

Author: Emre Kaya